ISPDM’26 ULUSLARARASIMEKANSALPLANLAMAVEAFETYÖNETİMİKONGRESİ, Adana, Türkiye, 2 - 03 Şubat 2026, ss.112-113, (Özet Bildiri)
Deprem kuşağında bulunan Türkiye, Kuzey, Doğu ve Batı Anadolu fay hatları olmak üzere üç büyük fay hattı üzerinde yer almaktadır. Bu durum, deprem risklerine duyarlı mekânsal planlama çalışmalarının yapılması gerekliliğini artırmaktadır. Olası depremler ve sonrasındaki süreçlerde; açık ve yeşil alanlar, geçici barınma, toplanma ve lojistik destek sağlamanın yanı sıra toplumsal iyileşme işlevlerini de üstlenmektedir. Bu deprem sonrası toplanma alanlarının, afetlerin gerçekleşmesinden önce planlanması ve kentsel sistemlere entegre edilmesi, afetlerin yol açacağı zararlara karşı dirençli kentlerin oluşturulmasında büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, İstanbul’da yer alan Topkapı Deprem Parkı’nı, olası bir deprem sonrasında toplanma alanı ve afet odaklı kentsel açık yeşil alan örneği olarak incelemeyi hedeflemektedir. Bu çerçevede çalışmanın temel amacı; Topkapı Deprem Parkı’nın mekânsal özelliklerini, erişilebilirliğini, çevresiyle kurduğu ilişkileri ve afet sonrası kullanım durumunu değerlendirerek benzer niteliğe sahip açık ve yeşil alanların planlanması ve tasarımlarına yönelik mekânsal çıkarımlar sunmaktır. Çalışmada afet odaklı mekânsal planlama, deprem parkları ve toplanma alanlarına ilişkin güncel literatür doğrultusunda oluşturulan değerlendirme ölçütleri kullanılmıştır. Parkın konumsal ve mekânsal ölçütleri; erişilebilirliği, alan büyüklüğü ve kapasitesi, donatı ve altyapı özellikleri, bilgilendirme ölçütleri, güvenlik ölçütleri ve yönetim-planlama ölçütleri çerçevesinde, afet sonrası kullanım potansiyeli değerlendirilmiş ve benzer özellikteki diğer açık ve yeşil alanlara yönelik çıkarımlar sunulmuştur. Ayrıca, dünya genelinde deprem riski yüksek kentlerde bulunan deprem parkları olarak kullanıma uygun toplanma alanlarının karşılaştırmalı değerlendirmesi yapılmıştır. Elde edilen bulgular, Topkapı Deprem Parkı’nın merkezi konumda yer alması nedeniyle kentsel erişilebilirliğinin yüksek olduğunu, açık alan büyüklüğü ile deprem sonrası toplanma ve geçici kullanım potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak, bu çalışma, deprem parkının yalnızca afet sonrası kullanım için planlanmaması gerektiğini; afet öncesi hazırlık ve günlük kullanımın da bir parçası olması gerekliliğini vurgulamakta ve açık ile yeşil alanların afet sonrası kritik rolüne dikkat çekmektedir.