Restoratif Dişhekimliği Derneği 26. Uluslararası Bilimsel Kongresi', Gaziantep, Türkiye, 8 - 10 Kasım 2025, ss.76-77, (Özet Bildiri)
Amaç: Mine yüzeyinde meydana gelen eroziv hasarlar, diş sert
dokularının kalıcı mineral kaybına neden olmakta ve klinik olarak hassasiyet,
aşınma ve estetik kayıplar gibi sonuçları olmaktadır. Bu çalışmada piyasadaki
farklı maden sularının eroziv döngü içerisindeki etkileri değerlendirilmiştir.
Araç ve Gereç: Sığır dişleri çekildikten sonra temizlendi ve
%0,1’lik timol solüsyonunda bekletilmiştir. Diagnodent (Kavo Dental, Berlin,
Almanya) değerleri on ikinin altında olan kırk diş çalışmaya dahil edilmiştir. Zımparalanarak
ölçümlere hazır hale getirilen bukkal yüzeyler yere paralel olacak şekilde epoksi
reçineye gömülmüş ve rastgele beş gruba ayrılmıştır (n=8). Örnekler %1’lik sitrik
asitte, 360C’de
bir saat beklerek başlangıç erozyonu oluşturulmuştur. Eroziv döngü on dakika
sitrik asit, elli dakika maden suyu olacak şekilde günde üç kez, üç gün boyunca
sürdürülmüştür. Örnekler eroziv döngünün dışındaki zaman aralıklarında yapay
tükürükte bekletilmiştir. Çalışma grupları Google Trends’te (Google, Alphabet
Inc., ABD) son beş yılda en çok aranan beş maden suyu olan Avoya, Beyparazı,
Freşa İnişdibi, Sarıkız olarak belirlenmiştir ve kontrol grubu için distile su
kullanılmıştır. Örneklerin başlangıç, erozyon sonrası ve eroziv döngü
sonrasında yüzey pürüzlülük (Surftest SJ-411, Mitituyo, Japonya) ve mikrosertlik
(Falcon 400, Innovatest, Hollanda) ölçümleri yapılmıştır. İstatistik analiz
için normal dağılım gösteren verilerde tekrarlı ölçümler varyans analizi ve tek
yönlü varyans analizi, normal dağılım göstermeyen verilerdeyse Friedman ve
Kruskal-Wallis testleri kullanılmıştır.
Bulgular: Tüm gruplar için üç zaman noktasındaki sertlik
verileri, lineer ve istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde azalmıştır
(p<0,001). Hiçbir zaman noktasında gruplar arasında anlamlı fark
saptanmamıştır (p>0.05). Pürüzlülük verilerindeyse tüm gruplarda erozyon
aşaması anlamlı bir artış oluşturmuş (p<0,05) ancak erozyon sonrası ile
döngü sonrası arasında anlamlı bir etki gözlenmemiştir (p>0,05). İnişdibi (p=0,401)
ve distile su (p=0,137) grupları haricinde başlangıç ile deney sonundaki
ölçümler arasında anlamlı fark gözlenmiştir (p<0,05). Üç ölçümde de gruplar
arasında anlamlı fark gözlenmemiştir (p>0,05).
Sonuç: Bu çalışmada elde edilen verilerle başlangıçtaki
erozyon etkisinin, eroziv siklus boyunca da devam ettiği; maden sularının kendi
aralarında ve distile su ile deney boyunca anlamlı bir fark oluşturmadığı
gözlenmiştir. Maden sularının diş yüzeyleri üzerindeki etkilerinin daha iyi
anlaşılabilmesi için, farklı marka ve içeriklere sahip ürünlerle daha kapsamlı
çalışmaların yapılması önerilmektedir.