BILGI-BONN History Graduate Conference , İstanbul, Türkiye, 9 - 10 Mayıs 2025, (Yayınlanmadı)
Bu çalışmada, 19. yüzyıl sonu Osmanlı İmparatorluğu İstanbul’unda yaşayan, Rüsumat Dairesi’nde görev yapan ve Yenikapı Mevlevihanesi’ne intisap etmiş Derviş Vâsıf’ın 100 varaktan oluşan kişisel mecmuası merkez alınarak, dönemin çok katmanlı mekân dokusu analiz edilmektedir. II. Abdülhamid (1876-1909) dönemiyle örtüşen bu yıllar, özellikle İstanbul’un sosyal ve mekânsal haritasında modernleşmenin etkileri ile geleneksel yapılar arasındaki gerilimin arttığı bir döneme işaret etmektedir. Söz konusu Derviş Vâsıf Mecmuası, bir yandan İstanbul’un dinî, kültürel ve sosyal yapılarının çeşitliliğine; diğer yandan ise bireysel hafıza ile kolektif hafızanın nasıl iç içe geçtiğine dair önemli ipuçları sunmaktadır.
Ayasofya’dan Sultanahmet Camisi’ne, Galata Mevlevihanesi’nden Miskinler Tekkesi Kabristanı’na, Konkordiya Tiyatrosu’ndan Arkadi Gazinosu’na, Tatavla Hamamı’ndan Toptaşı Bimarhanesi’ne kadar uzanan mekânlar zinciri hem gündelik hayatın hem de manevî dünyanın iç içe geçtiği bir geç Osmanlı İstanbul’u portresi çizmektedir. Bu portrede, Yenikapı, Galata, Beşiktaş, Üsküdar, Kasımpaşa, Kağıthane gibi semtler; Yüksek Kaldırım, İmam Bayırı gibi sokaklar, İran ve Tirmiz gibi Osmanlı İmparatorluğu dışı coğrafyalarla birlikte çok katmanlı bir mekânsal anlatı örülmektedir.
Mecmuada bizzat bulunduğu, gözlemlediği veya duyduğu mekânlar üzerinden kurgulanan bu anlatı, Derviş Vâsıf’ın İstanbul’un sosyal hayatındaki çok yönlü varlığını görünür kılarken; 19. yüzyıl sonlarında giderek daha da belirginleşen kamusal-özel alan ayrımının muğlaklaştığı sosyal topografyayı da gözler önüne sermektedir. Dinî yapılarla eğlence mekânlarının, tekkelerle meyhanelerin, modernleşen kurumlarla geleneksel yapılar arasındaki sınırların nasıl birbirine geçtiği, bireysel bir bakışla detaylı biçimde izlenebilmektedir.
Bu bağlamda çalışma, Derviş Vâsıf Mecmuası’nı sadece bireysel bir anlatı olarak değil; 1876 sonrasında merkezîleşen yönetimin, kentleşme pratiklerinin ve sosyal kontrol mekanizmalarının halk düzeyindeki izdüşümlerini de içeren, tarihî ve sosyo-kültürel bir belge olarak ele almakta ve MAXQDA ile yapılan nitel analizler doğrultusunda ArcGIS görselleştirmeleriyle desteklenen mekânsal bir haritalama sunmaktadır.
İstanbul’un geç Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki kültürel çoğulluğunu, sosyal etkileşim ağlarını ve mekânsal geçişkenliğini gözler önüne seren bu bildiri, Derviş Vâsıf Mecmuası üzerinden bireysel tanıklık ile tarihî kent dokusu arasındaki ilişkinin nasıl kurulabileceğini tartışmaya açmaktadır.
Anahtar Sözcükler: Derviş Vâsıf Mecmuası, 19. yüzyıl, İstanbul, sosyal topografya, dijital haritalama