7-14 YAŞ ARASI ÇOCUK HASTALARDA DİŞ SAYI ANOMALİLERİNİN İNCELENMESİ


Tekin T., Sepet E., Özkuyucu D.

Istanbul Kent University Journal of Health Sciences , cilt.4, sa.3, ss.1-8, 2025 (Hakemli Dergi)

Özet

Giriş: Gelişimsel dental anomaliler çocuklarda yaygın olarak görülen ve fonksiyonel, estetik ile psikolojik etkileri olabilen önemli bir sağlık sorunudur. Bu anomalilerin erken teşhis edilmesi, uygun tedavi planlamasının yapılması ve gelecekte ortaya çıkabilecek komplikasyonların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Amaç: Bu çalışmada 7–14 yaş arası popülasyonda dental anomalilerin prevalansının belirlenmesi, cinsiyet ile ilişkilerinin incelenmesi ve hastalarda planlanan ile uygulanan tedavi türlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Araştırmada 7–14 yaş arası 677 hastanın panoramik radyografileri ve klinik kayıtları incelenmiştir. Üçüncü molarlar ile görüntü kalitesi yetersiz radyografiler çalışma dışı bırakılmıştır. Dental anomaliler; sayı, boyut, doku, pozisyon ve şekil olmak üzere beş ana kategoride değerlendirilmiştir. İstatistiksel analizler Jamovi yazılımı kullanılarak yapılmış, normal dağılım Independent Samples T-Test ile değerlendirilmiş, değişkenler arası ilişkiler Kruskal-Wallis ve Non-parametric One-Way ANOVA testleriyle analiz edilmiştir. Anlamlılık düzeyi p < 0,05 olarak kabul edilmiştir.

Bulgular: Gelişimsel dental anomali prevalansı %15,21 olarak bulunmuştur. En sık görülen anomali sayı anomalileri (%8,5) olup bunun içinde hipodonti (%6,05) en yaygın alt grup olmuştur. Hipodonti kızlarda daha sık görülmüş ancak istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır (p>0,05). Vakaların %85,54’ü izole hipodonti, %14,46’sı ise diğer anomalilerle birliktedir. Hiperdonti sıklığı %2,06 olup vakaların %33,3’ü mesiodensdir. Hipodonti olgularında tedavilerin %30’u koruyucu, %28’i cerrahi, %32’si restoratif ve %10’u ortodontiktir. Hiperdonti olgularında ise bu oranlar sırasıyla %22, %33, %28 ve %17’dir.

Tartışma: Bulgular, dental anomalilerin çocuk popülasyonunda dikkate değer bir sıklığa sahip olduğunu ve çoğu olguda tedavi gereksinimi doğurduğunu göstermektedir. Cinsiyetle ilişkili farklılıklar olsa da istatistiksel olarak anlamlı değildir. Erken teşhis ve düzenli takip, fonksiyonel ve estetik problemlerin ortaya çıkmasını engellemede önemli rol oynar.

Sonuç ve Öneriler: Dental anomalilerin erken teşhisi, tedavi sürecinin etkinliğini artırmakta ve maliyetleri azaltmaktadır. Çocuk popülasyonunda dental anomalilerin rutin tarama protokollerine dâhil edilmesi ve erken yaşta müdahale edilmesi önerilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Diş Sayı Anomalileri, Hipodonti, Hiperdonti, Prevalans

Introduction: Developmental dental anomalies are common in childhood and may lead to significant functional, aesthetic, and psychological consequences. Early diagnosis is essential to ensure proper treatment planning and to prevent long-term complications.

Aim: This study aims to determine the prevalence of dental anomalies in individuals aged 7–14 years, to evaluate their relationship with gender, and to examine the types of planned and completed treatments.

Materials and Methods: Panoramic radiographs and clinical records of 677 patients aged 7–14 were reviewed. Third molars and radiographs with insufficient image quality were excluded. Dental anomalies were categorized into five groups: number, size, tissue, position, and shape anomalies. Statistical analyses were performed using Jamovi software. Normality was assessed with the Independent Samples T-Test, while relationships between variables were evaluated using the Kruskal- Wallis and Non-parametric One-Way ANOVA tests. Statistical significance was set at p < 0,05.

Results: The prevalence of developmental dental anomalies was 15.21%. Number anomalies were the most common (8.5%), with hypodontia being the most frequent subtype (6.05%). Although hypodontia was more common in females, the difference was not statistically significant (p>0.05). Among hypodontia cases, 85.54% were isolated, while 14.46% occurred with other anomalies. Hyperdontia prevalence was 2.06%, and 33.3% of these cases were mesiodens. Among patients with hypodontia, treatments included preventive (30%), surgical (28%), restorative (32%), and orthodontic (10%) procedures. In hyperdontia cases, these rates were 22%, 33%, 28%, and 17%, respectively.

Discussion: The findings indicate that dental anomalies are relatively common in children and often require clinical intervention. Although gender differences were observed, they were not statistically significant. Early diagnosis plays a key role in preventing aesthetic and functional complications.

Conclusion and Recommendations: Early detection and timely treatment of dental anomalies improve clinical outcomes and reduce long-term costs. Routine screening protocols and early intervention strategies should be implemented in pediatric dental practice.

Keywords: Dental Number Anomalies, Hypodontia, Hyperdontia, Prevalence